27 Aralık 2011 Salı

Tabut

               TABUT

Tahtadan yapılmış bir uzun kutu;
Baş tarafı geniş, ayak ucu dar.
Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,
Yarın kendileri dolduracaklar.

Her yandan küçülen bir oda gibi,
Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.
Sanki bir taş bebek kutuda gibi,
Hayalim, içinde uzanmış kalmış.

Cılız vücuduma tam görünse de,
İçim, bu dar yere sığılmaz diyor.
Geride kalanlar hep dövünse de,
İnsan birer birer yine giriyor.

Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
Tabut değildir bu, bir tahta kundak.
Bu ağır hediye kime gidecek,
Çakılır çakılmaz üstüne kapak?

                     N.Fazıl Kısakürek


9 Aralık 2011 Cuma

Platonik


Aşk için çok şey söylenmiştir. Biz söylenilenlere hep inandık. Peki ya kendi inandıklarımız. Kendi kendimize yaşattıklarımız?

Onu gördüğünde kalbin yerinden fırlar, önüne bir duvar örmüş gibi. Heyecanın elini ayağını kilitler. Gözlerine baktığımda ise; avuç içlerinin terlediğini, ne kadar kızardığını alev alev yanan yanaklarından herkes hisseder.

Onunla göz göze geldiğinde içinde şimşek çakar. Ama arkasından asla yağmur yağmaz.

Herşeye onun sana ilgisi olduğunu sanmakla başlar. Her sabah onunla uyanırsın. Düşüncenden hiç çıkmaz. Hayaller kurarsın. Hasreti en derinden hissedersin. Sana her bakışından binbir mana çıkarmayı, her sözünde mesaj aramayı adet haline getirirsin. Şarkılar edinirsin kendine. Sana söylemesini istediğim şarkıları dinlersin.

Her geçen gün daha çok bağlanırsın, esiri olursun onun. Onunla aranızda hiç bir zaman bir ilişki olamayacağını bile bile yine de bağlanırsın. Aranızdaki büyük uçurumların hiç bir önemi yoktur. Tabi ki aşk söz dinlemez. Hayallerinden hiç vazgeçmezsin.

Kalbimin ve düşüncelerimin istediği yerde ulaşılamaz bir tahta oturtursun onu. Belkide ulaşılamaz yere oturttuğun için asla ona ulaşamazsın.
Seni kendinden soğutacak hiç birşey yapmaz yapamaz. Mesela eve geç gelip seni kızdırmaz, kıskançlığına yenilip seni rencide etmez.

Canı istediğinde seni yanına çağıramaz, menfaatleri doğrultusunda davranamaz. Böylece hiç yıpranmazsınız. Hiç dokunanamışsındır ellerine. O ahenkli sözleri söyleyememişsindir.

İşte bu yüzden hala onu her gördüğünde bir yere gidemezsin çivilenirsin olduğunyere, sen gidemeyince kalbin fırlayıp yerinden kaçmak ister gibi hop oturup hop kalkar. Ellerin ayağın titrer. Hala ilk günkü o heyecanı iliklerimde hissedersin.

Çünkü hep özlem çektin. Özlem heyecanı yaşatır.

Ara sıra kendine kızdığımda onu terketme yetkisi tamamen sana aittir. Onun gideceğinden hiç korkmazsın. Hayaline bazen rest çekersin. Gurur yapmaz. İki saniye sonra yine karşında, yanından hiç ayrılmaz.

Bu aşk tamamen senim eseridir. Bu aşka hiç kimsenin bir katkısı yoktur. Canın nasıl isterse öyle yaşarsın. Hayatına başka bir insan girse de, o senim yüreğimde saklı bir ateş. Hep yanan bir lamba. Olumsuzluklardan uzak, korkulardan uzak, dokunulamaz biri. Kendinin bile dokunmaktan korktuğun.

Kendi kendine verdiğin bu hediyeye hıyanet edemezsin. O senim duygularının ifade şeklidir...Gün başlangıcına heyecan veren biri. Sana hiç bir zaman nankörluk edemeyecek biri.

Gerçekten hayale çevrilen, ve gönülde tek başına hiç kimseden habersiz yaşanan bir aşk en güzel şey olsa gerek.

İşte bu senin ilk ve son platonik aşkın olacak. Ömrün boyunca ona dokunamayacağın.

Heyecanını ve özlemini hiç yitirmeyeceksin.

Bu insanı kendi istediğin gibi seveceksin. Öncesi gerçek sonrası hayal.
"Tam istediğim gibi tek benim içimde." diyerek övüneceğin. Öyle yani...

8 Aralık 2011 Perşembe

Feryadı İsyanım


Mem nelere gark olmadı zinin ateşi için
Ferhat dağı delmedimi Şirinin düşü için
Kusur ise her saniye her yerde seni anmak
Mecnun azmı yemin etti Leylanın başı için

Gözlerinin dokunduğu her mekan memleketim
Bakı verde uzamasın gurbetim esaretim
Ahmet Arif hasretinden prangalar eskitmiş
Beni böyle eskitense prangalı hasretin

Sana yine sana yandım Nesimide dün gece
Gözlerinle yüzüleyim bend olayım hallaca
Böyle hüküm buyurmuşlar Tanrılar divanında
Ha ben sana yollanmışım ha Muhammet miraca

 Cümle cihan güzellerin yüzlerine ben örsün
 Gözlerin balyozu oldu içerimdeki örsün
 Ruhumdaki fırtınalar merihi usandırdı
 Nuh'a haber eyleyinde gelsinde tufan görsün

Nilüfer Örer - Mevsim Bahar



İnan bana çok geç değil
Mevsim bahar daha kış değil
Bir kez daha dayanamam
Kalbim nasır ama taş değil

Bir deli rüzgar esse bir yerlerden
Savurur mu, götürür mü beni bilmem
O deli aşık mazide kaldı artık
Dönecek mi geriye onu bilmem

Hiç zaman olmaz mı, geri gelmez mi
Savunmasız duygular
Ah o günleri bir daha vermez mi
Acımasız şu yıllar

1 Aralık 2011 Perşembe

Senin Olandan Vazgeçmek

Ne kadar farklı olursa olsun; sana ait olmayana tenezzül etme, Ve ne kadar basit olursa olsun senin olandan asla vazgeçme. [Che]

Che güzel söylemiş. Söylemiş de acaba bu sözü bir sevgili, bir eş için mi söylemiş. Yoksa bir eşya, bir meta için mi? Bence dünya malı için söylemiş olmalı.

Zira hiç kimse  kimsenin malı değildir. Elbette sevgilim dediğin sevgilin fakat unutma ki; o istediği için sevgilin.
Eş için de aynı şeyler geçerli. Karşılıklı istek olmasa mümkün mü sahiplenmek. Ülkemizdeki kadın cinayetleri bu sahiplenmenin neticesi değil mi zaten?

Hiç elini tutmamış ancak  Aşkına ömür boyu sahip çıkanlar vardır. Çünkü o masum aşk onun herşeyidir.

"DAT ASS" Diye bi şey var


Dat Ass diye bi şey var. 1:41 den itibaren dikkat!